Karlı yolda araç kullanma deneyimim, üstelik ilk kez, tam anlamıyla panik vericiydi. Güneyde büyümüştüm; kar görmek bile nadirdi. Kuzey bir şehre taşındıktan sonra ilk kış beklediğimden erken geldi. O sabah uyandığımda yol bembeyazdı. İş için çıkmam gerekiyordu. Komşular çıkıyordu, arabaya biniyorlardı; ben de yapabilirim diye düşündüm. Karlı yolda araç kullanmayı hiç denememiştim ama bu kadar korkutucu olabileceğini de tahmin etmemiştim. Araç birkaç metre ilerleyince patinadı. Fren yaptım, araç kaydı. Geri vitese alıp daha düz bir noktaya çektim. Ellerim soğuk terliyordu. Yan sokakta yaşlı bir adam vardı, bana baktı ve "İlk kar mı?" diye sordu. "Belli mi?" dedim. Gülerek yaklaştı ve birkaç kritik şeyi anlattı. Karlı yolda araç kullanmanın en önemli prensibi hız değil, düzgünlük. Ani hareketler yok; ani fren, ani gaz, ani direksiyon değişikliği. Herhangi biri yüzeyi kaybettirir. Güvenli takip mesafesi normalden en az iki-üç kat artırılmalı. Kalkışta düşük vites, kontrollü gaz, yavaşça ilerlemek gerekiyor. O günden sonra karlı hava lastiklerini araştırdım ve bir sonraki kış mevsimlik lastikle geçirdim; fark inanılmazdı. Karlı yolda araç kullanma bir beceri, şans değil. Bu beceriyi erken kazanmak isterdim. Şimdi kar yağdığında panik yok; ne yapacağımı biliyorum ve gerekirse evde kalıyorum. Bu da aynı derecede önemli bir karar.