Çocuk ve ergen psikiyatristlerinin yayımladığı ortak bildiri, pandemi sonrası dönemde çocuklarda kaygı bozukluğu vakalarındaki artışa dikkat çekiyor. Türkiye Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Derneği verilerine göre kliniklere başvuran 6-17 yaş grubundaki kaygı tanıları son üç yılda yüzde 35 oranında yükseldi. Çocuklarda kaygı bozukluğu tablosu yalnızca Türkiye'ye özgü değil. Avrupa'dan, Kuzey Amerika'dan ve Asya-Pasifik bölgesinden gelen veriler benzer yönelimlere işaret ediyor. Uzmanlar, uzun süreli ev hapsi, sosyal izolasyon ve ebeveyn kaygısının çocuğa yansıması gibi birden fazla etkenin iç içe geçtiğini belirtiyor. Çocuklarda kaygı bozukluğunun belirtileri; okula gitmek istememe, uyku bozuklukları, fiziksel şikayetler ve sosyal kaçınma olarak öne çıkıyor. Psikiyatristler, bu belirtilerin özellikle okul dönüşümleri ve aile stresi dönemlerinde belirginleştiğini gözlemliyor. Erken tanı ve bilişsel davranışçı terapi uygulamaları en etkili müdahale yöntemleri arasında gösteriliyor. Okul psikolojik danışmanlık hizmetlerinin kapasitesi ise taleplerle başa çıkmakta zorlanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda her 500 öğrenciye bir psikolojik danışman düştüğü ifade ediliyor; bu oran uzmanlar tarafından yetersiz bulunuyor. Sektör temsilcileri, okul ruh sağlığı altyapısının güçlendirilmesi için kaynak artırımının acil gereksinim haline geldiğini savunuyor.