Kırk iki yaşında kariyer değişikliği düşünmek garip geliyor. Çevrem bunu anlamadı. "Bu yaşa kadar ne bekliyordun?" sorusu gereksiz bir nazik paketlemeydi, aslında söylenen "artık geç" idi. 40 yaşında kariyer değişikliği korkusu benim için birkaç katmandan oluşuyordu. Birincisi: bu yaştan sonra beni kim alır? İkincisi: yirmi yıllık deneyimi sıfırlamak ne demek? Üçüncüsü: ailem, çevrem buna ne der? 40 yaşında kariyer değişikliği sürecim yaklaşık bir yıl sürdü. O yıl boyunca hem eski işimi yaparken hem de yeni alanı araştırdım. İkisini aynı anda yürütmek zahmetliydi ama gerekli. Tamamen bırakıp atlamak yerine köprü kurarak geçtim. En büyük sürpriz şu oldu: yirmi yıl deneyimim bir yük değil, avantaj oldu. Yeni alanda genç rakipler daha hızlı öğreniyordu ama ben daha iyi bağlam kuruyordum. Sektörün şablonlarını, insanların nasıl çalıştığını, kurumsal dinamikleri biliyordum. Bu deneyim birikimine gençler sahip değildi. İşe alım görüşmelerinde yaşımı düşünerek üzülürken bir İK uzmanı şunu söyledi: "Biz sizin gibi birine ihtiyacımız var, şablon dışı düşünen ve deneyimden gelen." Bu cümle benim için bir şeyi değiştirdi. 40 yaşında kariyer değişikliği sonrası iki yıl geçti. Hâlâ öğreniyorum, hâlâ uyum sağlıyorum. Ama her sabah kalkarken o köhnemiş his yok. Ve bu fark için hiçbir zaman geç değil.