İş görüşmesi beden dili fark ederek yaşamak, kendinizin dışına çıkıp izlemek gibi. Bir görüşme vardı, çok istediğim bir iş. Hazırlandım, bildiklerimi anlattım. Sonunda kabul edilmedim. Neden diye düşündüm. Birkaç ay sonra başka bir görüşme. Bu sefer bir arkadaşım önceden "beden diline dikkat et" demişti. Garip bir not ama aklımda kaldı. Görüşmeye girerken kollarımın konumuna dikkat ettim. Kapalı tutmak yerine açık bıraktım. Sandalyeye öne doğru oturdum, hafifçe. Göz teması kurmaya özen gösterdim ama süreklileştirmedim. İş görüşmesi beden dili bilincinin o görüşmede yarattığı fark şu oldu: daha dinlenmiş hissettim kendimi. Sözel ifadelerle beden dili tutarlıydı. Kabul edilince bunun beden dilinden mi geldiğini bilemiyorum. Ama o pratiği tekrar ettim. Her önemli konuşmadan önce kısa bir "beden dili kontrolü" yapıyorum şimdi. Sırtım dik mi? Sesim sakin mi? Ellerin nerede? Bu küçük kontroller otomatik olana kadar bilinçli yaptım. İş görüşmesi beden dilini pratiğe dökmek başta yapay hissettirdi. Gerçekmiş gibi davranmak. Zamanla tersine döndü: içsel durum, dışsal pozisyona uyum sağlamaya başladı. Beden dili sadece göstermek için değil, hissetmek için de işe yarıyor.