Homo Deus kitap incelemesi yaparken Noah Yuval Harari'nin bu ikinci eserinin tarihsel metodolojisi ile geleceğe yönelik tahminleri arasındaki mesafeyi kritik gözle değerlendirmek gerekiyor. Homo Deus, tarihsel geçmişi bir sıçrama tahtası kullanarak insanlığın olası gelecek dönüşümlerini tartışıyor; ancak bu iki hareket her zaman eşit sağlamlıkla gerçekleştirilmiyor. Homo Deus kitap incelemesi açısından eserin en güçlü tarafı tarihsel evrenin okunabilirliği. Harari'nin uzun dönem tarih anlatısı, Sapiens'te de görülen, okuyucuyu seçici ama dikkat çekici biçimde seçilmiş örneklerle ve net görüşlerle karmaşık süreçler içinde yönlendiriyor. Tarım devriminden ulus devletin doğuşuna, kölelikten sanayi dönüşümüne uzanan bu genel tablolar popüler tarih yazımının erişilebilir bir formu olarak değer taşıyor. Ancak Homo Deus kitap incelemesi tarihsel yöntem açısından yapıldığında belirgin sorunlar çıkıyor. Harari'nin geçmişten çıkardığı "yasalar" zaman zaman örneklerin seçici kullanımına dayalı tümevarım görünümünde. Karşı örnekler veya tarihsel revizyonist bulgular ikincil planda tutuluyor; bu durum argümanların güçlü görünmesini sağlarken eleştirel okuyucu için dayanakların ne denli geniş olduğunu sorgulatıyor. Gelecek tahminleri bölümüne geçildiğinde Homo Deus kitap incelemesi karşısında tarihçilerin bir bölümünün eleştirisi yoğunlaşıyor: tarih, analog olduğu kabul edilen gelecek senaryolarını doğrulayan bir referans merkezi olarak kullanılıyor. Dijital teknoloji ve biyoteknoloji senaryoları önceki teknolojik devrimlerle analoji kurularak inşa ediliyor; ancak bu analoglar pek çok yapısal farklılığı göz ardı ederek basitleştirme riski taşıyor. Dataizm kavramı, veri akışını evrenin temel anlamı olarak tanımlamak, eserin en özgün ama aynı zamanda en tartışmalı önermesi. Bu önermenin tarihsel temeli oldukça ince; felsefi argüman olarak sunulması daha dürüst bir konumlandırma olabilirdi. Homo Deus kitap incelemesinin dengeli sonucu şu: entellektüel merak ve büyük sorulara açık okuyucular için kışkırtıcı ve düşündürücü bir metin. Akademik tarih metodolojisi standartlarıyla değerlendirildiğinde ise seçici kullanılan kanıtlar ve geniş genellemeler zemin kaymalarına yol açıyor.