Lokal çok oyunculu oyun anılarım arasında en değerlileri o özel gecelere ait. Herkes birinin evinde toplanır, televizyona birden fazla denetleyici bağlanır, pizza sipariş edilir, gece başlar. Şimdi bu sahneyi kurmak için ciddi bir organizasyon gerekiyor; o zamanlar sadece bir telefon yeterliydi. Lokal çok oyunculu oyun anıları sadece oyun deneyimi değil, paylaşılan bir mekân deneyimidir. Rakibinizin yüz ifadesini görürsünüz, tepkilerini hissedersiniz. Gol atınca yanınızda oturan birine bağırabilirsiniz, üzgün olunca omzunuza el atılabilir. Çevrim içi oyunda bu yok. O gecelerin kendine özgü dinamikleri vardı: Hile yapmak çok daha zordu çünkü herkes ekranı görüyordu. Kızgınlık fiziksel mesafede hemen dağılıyordu. Gülen biri sizi de güldürüyordu. Kaybetmek bile eğlenceliydi çünkü o an başkasıyla paylaşılıyordu. Şimdi herkes kendi evinden çevrim içi bağlanıyor, headset'le konuşuyor. Bu da güzel bir şey, inkâr etmiyorum. Ama lokal çok oyunculu oyun anılarının verdiği kolektif enerjiyi çevrim içi bağlantı tam olarak karşılamıyor. Bir şey öğrendim bu nostalji üzerinden: Deneyimlerin kalitesi kısmen başkalarıyla paylaşılmasından geliyor. En iyi oyun maçlarım değil, en çok güldüğüm geceler aklımda kaldı. Lokal çok oyunculu o dönem sona erdi ama bende bıraktığı iz, arkadaşlıkla ilgili bir gerçeği taşıyor: Fiziksel yakınlık başka türlü bir bağ kuruyor.