Ebru boyar madde oranları, yüzey gerilimi ve safra konsantrasyonu arasındaki hassas dengenin doğru kurulup kurulmadığını belirler. Kireçsiz su yüzeyinde oluşturulan hidrofobik ortam (kitre/gum tragacanth çözeltisi), boyaların yayılma ve tutunma davranışını doğrudan şekillendirir. Bu nedenle ebru yapımında teknik ustalık, büyük ölçüde malzeme kimyasını anlama kapasitesiyle örtüşür. Ebru boyar madde oranları açısından değerlendirildiğinde, yeterince inceltilmemiş boya yüzeyde dairesel küme oluşturarak yayılmaz; aşırı inceltilmiş boya ise yüzeyde dağılarak belirsiz sınırlar üretir. İdeal kıvamı bulmak için öküz safrasının (ox gall) derişimi en kritik değişkendir. Safranın sürfaktan özelliği, boya damlasının su yüzeyindeki yüzey gerilimini lokal olarak düşürerek boyayı dışarı iter ve dairesel yayılma alanı oluşturur. Ebru boyar madde oranlarında safra konsantrasyonu ile yayılma yarıçapı arasındaki ilişki ters orantılı değil, bir optimum eğrisi üzerinde konumlanır. Düşük safra konsantrasyonu yetersiz yayılma üretirken yüksek konsantrasyon aşırı yayılmaya neden olur ve boyaların birbirini tamamen itmesiyle özgün desen kontrolü ortadan kalkar. Bu optimum, kıtre çözeltisinin viskozitesine, ortam sıcaklığına ve kullanılan pigment tipine bağlı olarak değişir. Mineral bazlı pigmentler organik boyalara kıyasla farklı yüzey aktiflik davranışı sergiler: Verdigris (bakır asetat) ve azurite gibi mineral pigmentler ağır partikülleri nedeniyle hızlı çökelme eğilimi gösterir; bu nedenle bağlayıcı oranı artırılarak kıvam ayarlanır. Buna karşın organik boyalarda safra oranını minimize etmek, renk yoğunluğunu ve sınır keskinliğini korur. Deneyimli ebrucunun malzeme kimyasına hâkimiyeti, bu oran dengelerini sezgisel değil hesaplı biçimde kurmasını sağlar.