Herkes kitabı sevmişti. Harika dediler, etkileyici dediler, karakterler muhteşemdi dediler. Ben aynı kitabı okumuştum ama aynı kitabı mı okumuştum? Kitap kulübünde farklı düşünmek benim için o akşam başladı. Kitap beni etkilememişti. Yazı beğendiğim türden değildi, ana karakter kararları bana inandırıcı gelmemişti. Bunları söylemek istedim. Duraksadım. Kitap kulübünde farklı düşünmek ilginç bir çekim alanı yaratıyor. Herkes aynı fikirde olduğunda katılmak kolaydır, zaman doldurmaktır. Ama kimse sormadan karşı görüş söylemek, bu cesaret gerektiriyor. O akşam söyledim. Yavaşça, gerekçeli biçimde. "Beni etkilemedi. Şunları zorlandım, şu kısımlar bana göre işlemedi." Bir sessizlik oldu. Sonra biri şöyle dedi: "Neden öyle hissettinizi anlıyorum, bende de o bölümde tereddüt vardı." Kitap kulübünde farklı düşünmek konuşmayı derinleştirdi. Herkes hemfikir olsa tartışma olmazdı. Benim farklı sesim diğerlerini savunmaya ya da sorgulamaya itti. Bazıları görüşlerini güçlendirdi, bazıları biraz yumuşattı. Hepsi değerli. O deneyimden sonra kitap kulübü benim için farklı bir yer oldu. Katılmak için değil, gerçekten ne düşündüğümü anlamak için gidiyorum. Ve farklı düşündüğümde artık duraksama yaşamıyorum.