Makrome öğrenme serüvenimi pandemi döneminde başlattım. Evde çok zaman vardı, el işlerine meraklıydım ama makromenin bu kadar kapsamlı bir dünya olduğunu bilmiyordum. İlk haftalarda video içerikler izledim. Düğüm tekniklerini gösteren kısa anlatımlar buldum. Bunlar başlangıç için çok iyiydi çünkü her adımı görebiliyordum. Ama tek başına video yeterli değildi; ellerin nasıl durduğunu, iplerin nasıl gerildiğini tam hissetmek lazım. Makrome öğrenme sürecinde ilk kırılma noktam kare düğüm öğrendiğim andı. Temel düğümlerden biri olan kare düğümü, soldaki ipi sağdan geçirip sıkıştırmanın belirli bir ritmi var. İlk denemede çok dağınık çıktı. Ama yüz kez yapınca eller kendiliğinden bulmaya başlıyor ritmi. En çok geliştiren teknikler arasında spiralin özel bir yeri var. Yarım kare düğümü sırayla yaparak elde edilen spiral, küçük projeler için harika bir egzersiz. Makrome öğrenme yolculuğumda bu teknikle hem sabırla hem de el koordinasyonumla ciddi bir mesafe katettim. Kaynaklar açısından en faydalı bulduğum şey bir topluluktan geribildirim almaktı. Çevrimiçi bir el sanatları grubuna katıldım, orada yaptıklarımın fotoğraflarını paylaştım. İnsanlar düğüm açısı veya ip gerginliği hakkında çok somut şeyler söyledi. Bu geribildirimler tek başıma anlayamayacağım hataları görmemi sağladı. Şimdi makromenin bana kattığı en büyük şey şu: bir işi küçük adımlara bölme alışkanlığı. Büyük bir duvar halısını tek seferde düşünemezsiniz; sıradaki düğüme bakarsınız, bir sonraki sıraya. Makrome öğrenme süreci bana bu odak becerisini verdi.