Mimarlık eğitimi sorunları Türkiye'de artık meslek çevrelerinin dışına taşan bir tartışmaya dönüşmüştür. Her yıl binlerce mezun veren mimarlık fakülteleri, sektörün gerçek ihtiyaçlarıyla ciddi ölçüde örtüşmeyen bir eğitim anlayışını sürdürmektedir. Mimarlık eğitimi sorunlarının başında teorik ağırlıklı müfredatın pratiği dışlaması gelmektedir. Stüdyo dersleri çoğu zaman uygulanabilirlik gözetilmeksizin konseptüel tasarım üzerine kurulmaktadır. Bu yaklaşım yaratıcılığı teşvik edebilir; ancak deprem hesabı, yapı maliyeti ve yüklenici ilişkileri gibi gerçek dünya parametrelerinden bihaber mezunlar yetiştirilmektedir. Mesleki deneyim entegrasyonu da yetersizdir. Mimarlık stajlarının büyük bölümü belge düzenleme ve kopya çekme gibi görevlerle geçmekte; gerçek bir tasarım ve uygulama sürecine dahil olunamamaktadır. Mezun olan mimar adayı, saha deneyimi neredeyse sıfır bir biçimde mesleğe girmektedir. Fakülte sayısındaki hızlı artış da kalite sorununu derinleştirmiştir. Yeterli akademik kadroya ve atölye altyapısına sahip olmayan bazı bölümler, mimarlık diploması vermeye devam etmektedir. Bu durum hem mesleğin prestijini zedelemekte hem de istihdamda ciddi güçlüklere yol açmaktadır. Önerilecek düzeltmeler açıktır: uygulamalı staj zorunluluğunun artırılması, müfredatın yapı ekonomisi ve inşaat hukukunu kapsaması, endüstri işbirlikleriyle tasarım projelerinin gerçek bağlamda yürütülmesi. Mimarlık eğitimi, hayali projelerin değil yaşanabilir yapıların üretildiği bir zemine taşınmak zorundadır.