RCT sosyal programlar değerlendirmesinde altın standart olarak konumlandırılması, metodolojik güçlülüğünden kaynaklanmaktadır: Rastgele atama, tedavi ve kontrol grupları arasındaki gözlemlenemeyen heterojenliği dengeler ve nedensel çıkarımın önündeki en büyük engeli ortadan kaldırır. Ancak bu güçlülük, sosyal müdahale bağlamına taşındığında bir dizi pratik ve etik komplikasyonla karşılaşır.\n\nRCT sosyal programlar uygulamasında temel metodolojik zorlukların başında spill-over (taşma) etkileri gelir. Bireyler veya topluluklar kontrol ve tedavi grupları arasında sosyal ağlar aracılığıyla etkileşime girdiğinde mudahale bilgisi, davranışı veya kaynakların kontrol grubuna sızması söz konusu olabilir; bu durum grup farklılıklarını gizler ve SUTVA (Stable Unit Treatment Value Assumption) ihlalini yaratır. Küme (cluster) randomizasyonu bu sorunu azaltmak için geliştirilmiş tasarımsal bir çözümdür; ancak istatistiksel güç kayıplarını telafi etmek için daha büyük örneklem gerektirir.\n\nEtik boyut, RCT sosyal programlar değerlendirmesinin veri kalitesi tartışmasının yanında daha zorlu bir boyutunu oluşturur. Etkin olduğu düşünülen bir müdahalenin kontrol grubundan bilinçli olarak esirgenip esirgenmemesi, hem mesleki etik hem de araştırma etiği açısından meşruiyet sorusu yaratır. Bekleme listesi tasarımı (waitlist control), bu etik gerilimleri azaltmaya yönelik yaygın çözümlerden biri olmakla birlikte yalnızca kısa süreli programlarda uygulanabilir.\n\nRCT sosyal programlar ilişkisindeki bir diğer metodolojik sınırlılık, harici geçerliliğin (external validity) daraltılmasıdır. Belirli bir bağlamda güçlü iç geçerlilikle (internal validity) yürütülen bir RCT, bulgularının farklı toplumsal, kültürel ve kurumsal ortamlara ne ölçüde genellenebileceğini garanti etmez. \"Siyaset anlamlılığı\" ile \"istatistiksel anlamlılık\" arasındaki boşluk, özellikle kalkınma müdahalelerinde RCT'lere yönelik en kapsamlı eleştirilerden birini oluşturur.\n\nSahada çoğu araştırmacı RCT'yi quasi-experimental tasarımlarla (diff-in-diff, regresyon süreksizlik, eğilim skoru eşleştirme) tamamlayıcı biçimde kullanmayı tercih etmektedir; bu yaklaşım hem kausal gücü hem de bağlamsal zenginliği korur.