Çevrim içi toplantı verimliliği iddiası, uzaktan çalışma kültürünün köklü bir efsanesini oluşturuyor. Pandemi döneminde zorunluluktan kabul edilen video konferanslar, ardından "zaten daha verimli" söylemiyle kalıcılaştırılmaya çalışıldı. Bu söylemin gerçeklikle ilişkisi oldukça karmaşık. Çevrim içi toplantılar bazı avantajlar sunuyor: seyahat maliyeti yok, coğrafi esneklik var, kayıt ve belgeleme kolaylaşıyor. Bu avantajlar gerçek. Ama çevrim içi toplantı verimliliği söylemi, bazı kritik maliyetleri görmezden geliyor. Birincilik sorunu: Zoom yorgunluğu gerçek ve belgelenmiş. Araştırmacılar Stanford'dan Jeremy Bailenson ve ekibi, video konferansın yüz yüze toplantıya kıyasla neden daha yorucu olduğunu belgeledi. Sürekli ekrana bakma, kendi görüntünüzle sürekli karşılaşma, beden dilinin kısıtlanması ve arka plan ipuçlarının azalması bilişsel yük yaratıyor. İkinci sorun: Gayri resmi iletişim kaybı. Ofis ortamında koridorda ya da mutfakta gerçekleşen kısa sohbetler, hem ilişki inşası hem de fikirlerin organik biçimde paylaşılması için değerli anlardır. Bunların video konferanslarda karşılığı yok. Üçüncü sorun: Dikkatin bölünmesi. Video toplantılar sırasında katılımcıların önemli bir bölümünün aynı anda başka şeyler yaptığı gözlemleniyor. Bu hem toplantı kalitesini düşürüyor hem de «katıldım» izleniminin arkasını boşaltıyor. Dördüncü sorun: Toplantı sayısı artışı. «Çevrim içi daha kolay» söylemi, toplantı sayısının aşırı artmasına zemin hazırladı. Bir e-posta ile çözülebilecek meseleler için toplantı düzenlenmesi, toplam çalışma süresini verimsizleştiriyor. Beşinci sorun: Kültür ve güven inşasında sınırlılık. Kurum kültürü, ortak deneyim ve güven ilişkileri fiziksel yakınlıkla kolaylaşıyor. Yalnızca uzaktan çalışan ekiplerin bu boyutları inşa etmek için ekstra çaba harcaması gerekiyor. Çevrim içi toplantı verimliliği koşula bağlı bir avantaj sunar. Her toplantıyı çevrim içi yapmak hem insanlara hem kuruma zarar verme potansiyeli taşır.