Gelir eşitsizliği finansal derinleşme ilişkisi, kalkınma ekonomisi ve finansal ekonominin kesişiminde tartışmalı ve çok yönlü bir araştırma gündemini oluşturur. İki değişken arasındaki nedensellik yönü hâlâ tartışma konusudur ve bulgular ekonomik gelişmişlik düzeyine, kurumsal yapıya ve ölçüm metodolojisine bağlı olarak farklılaşmaktadır. Kuznets'in ters U hipotezi, gelir eşitsizliği finansal derinleşme tartışmasının tarihsel çerçevesini belirler. Ekonomik kalkınmanın başında gelir eşitsizliğinin arttığı, belirli bir eşiği aşıldıktan sonra azaldığı bu model, finansal gelişimin eşitsizlik üzerindeki etkisini dolaylı biçimde ele alır. Finansal derinleşme de bu süreçte ekonomik büyümeyi aracılık (intermediation) yoluyla destekleyen bir değişken olarak konumlanır. Financial deepening ile eşitsizlik ilişkisine yönelik iki karşıt hipotez mevcuttur: genişleyici (widening) ve daralma (narrowing) hipotezi. Genişleyici hipoteze göre finansal derinleşme başlangıçta finansal hizmetlere erişimi olan zengin kesime orantısız fayda sağlar ve eşitsizliği artırır. Daralma hipotezi ise finansal erişimin tabana yayılmasıyla birlikte orta ve düşük gelirli grupların da finansal sermayeye ulaştığını ve bu durumun uzun vadede eşitsizliği azalttığını savunur. Banka yoğunluğu, finansal kapsama (financial inclusion) oranı ve sermaye piyasalarının derinliği bu iki senaryonun gerçekleşme koşullarını belirleyen yapısal değişkenlerdir. Gelir eşitsizliği finansal derinleşme nedenselliğini sınamak metodolojik açıdan zorludur. Standart regresyon analizleri ters nedensellik (reverse causality) sorunuyla karşı karşıyadır: Eşitsizlik de finansal derinleşmeyi etkileyebilir; yüksek gelirli sınıfların tasarruf oranı finansal derinleşmeyi beslerken, yüksek eşitsizlik siyasi ekonomi kanalıyla finansal regülasyonu şekillendirebilir. Panel veri metodolojileri ve enstrümantal değişken yaklaşımları bu soruna kısmi çözümler sunmaktadır. Mikro düzey kanıtlar, gelir eşitsizliği finansal derinleşme bağlantısına farklı bir perspektif ekler. Finansal erişimin genişlediği, banka şubesi yoğunluğu, kredi karnesi sistemleri, mobil finansal hizmetler, ortamlarda girişimcilik faaliyetinin ve emek geliri artışının düşük gelir gruplarında yoğunlaştığına dair bulgular, finansal derinleşmenin eşitsizlik azaltma potansiyelini destekler. Kenya ve M-Pesa deneyimi, mobil ödeme sistemlerinin hanehalkı gelir artışı ve tüketim düzleştirme üzerindeki kanıta dayalı etkisini inceleyen çalışmalar için referans örnek hâline gelmiştir. Regülasyon ve finansal döngü boyutu, gelir eşitsizliği finansal derinleşme analizine kritik bir karmaşıklık katar. Finansal kriz dönemlerinde küçük girişimcilerin, ev sahiplerinin ve düşük gelir gruplarının büyük kurumsal aktörlere kıyasla orantısız zarar görmesi, 2008 krizinin servet dağılımı üzerindeki etkileri, finansal derinleşmenin döngüsel özelliğinin eşitsizlik sonuçlarını nasıl şekillendirdiğini gösterir. Bu gözlem, finansal derinleşmeyi eşitsizlik perspektifinden değerlendirirken döngü konumunun analize dahil edilmesini zorunlu kılmaktadır.