Mikro servis eleştiri konusu açıldığında çoğunlukla beklenen yorum şudur: büyük ölçekli sistemler için şart, küçük takımlar için fazla. Bu yorum doğru ama eksik. Gerçekçi bir değerlendirme hem küçük hem büyük ölçekteki sorunları masaya yatırmayı gerektirir. İddia: Mikro servis mimarisi, bir çözüm olduğu kadar bir problem kaynağıdır ve bu denklemi görmezden gelen ekipler ağır bedel öder. Kanıt birinci: Dağıtık sistemlerin doğasında var olan sorunlar, tekil bir uygulamada çözülmesi kolay meseleleri ekstra mühendislik gerektiren problemlere dönüştürür. Servisler arası çağrılar ağ gecikmesi yaratır, tutarlılık garantisi vermek zorlaşır ve hata yayılımı kontrol altına almak ayrı bir disiplin ister. Basit bir veri tabanı işlemi, monolitik bir yapıda tek bir transaction ile çözülürken mikro servis ortamında saga pattern veya two-phase commit gibi karmaşıklıklar devreye girer. Kanıt ikinci: Operasyonel yük katlanarak artar. Her servisin ayrı dağıtılması, izlenmesi, günlüklenmesi ve ölçeklendirilmesi gerekir. Küçük bir ekip bu yükü taşırken ürün geliştirmeye yeterli zaman ayıramaz. Mikro servis eleştiri perspektifinden bakıldığında, birçok girişim monolitini erken parçalara böldüğü için değil, bunu yanlış zamanda yaptığı için başarısız olmuştur. Kanıt üçüncü: Servis sınırlarını yanlış çizmek, sıkı bağımlılıklara yol açar. Birbirine sürekli çağrı yapan iki servis, aslında tek bir servis olmalıydı; ayrılmak onları daha bağımsız değil, daha kırılgan kılar. Mikro servis mimarisi, takımın olgunluğu, ürünün ölçeği ve operasyonel kapasite örtüştüğünde anlam taşır. Bu üç koşul yokken mikro servise geçmek, çözümden önce problemi büyütmektir.