Sürdürülebilir moda fiyat tartışması, iyi niyetli bir sektörün meşru sorularla karşı karşıya kaldığı alanlardan birini işaret etmektedir. 'Etik üretim pahalıdır' argümanı doğrudur; ancak bu doğruluk her fiyat etiketini haklı kılmaz. Sürdürülebilir moda fiyat politikasını sorgularken şunu anlamak gereklidir: Fiyat artışının ne kadarı gerçek üretim maliyetini yansıtmakta, ne kadarı sürdürülebilirlik imajının premium değerini içermektedir? Bu iki bileşeni ayırt etmek, tüketiciye sunulan bilgi şeffaflığı olmadan mümkün değildir. Yine de bazı markalar maliyet dağılımı konusunda radikale varan bir şeffaflık benimsemektedir. Malzeme maliyeti, işçi ücreti, lojistik ve marka marjını açıklayan bu yaklaşım, fiyatı tartışılabilir kılmaktadır. Sürdürülebilir moda fiyat hesabını bu şekilde yapan markalar, en azından dürüstlük konusunda standartı yükseltmektedir. Bununla birlikte, sürdürülebilirlik taahhüdü veren ama fiyat şeffaflığı sağlamayan markalar için bu iddianın ne ölçüde gerçeği yansıttığını bilmek güçtür. İşçi ücreti konusunda belirsizlik bırakmak, en temel sürdürülebilirlik kriterini muğlakta bırakmak anlamına gelir. Tüketicinin makul beklentisi şudur: Yüksek fiyat, yüksek üretim standardının kanıtlanabilir karşılığı olmalıdır. Bu karşılığı belgeleyen sertifikalar, şeffaf maliyet tabloları ve bağımsız denetim raporları olmaksızın sürdürülebilir moda fiyatı, iyi niyetli bir premium olmaktan çıkarak bir pazarlama kalıbına dönüşmektedir.