Araç güvenlik standartları söz konusu olduğunda, Türkiye'nin AB ve ABD normlarıyla karşılaştırmalı tablosu rahatsız edici bir tablo ortaya koyuyor. Yeni satışa sunulan araçlarda zorunlu tutulan aktif güvenlik sistemleri, gelişmiş pazarların birkaç yıl gerisinde kalıyor. Şerit takip uyarısı, acil fren desteği ve kör nokta algılama gibi sistemler Avrupa'da standart hale gelirken burada hâlâ opsiyonel paket olarak satılabiliyor. Bu durumun iki önemli nedeni var. Birincisi, araç güvenlik standartları konusundaki mevzuat gecikmeli güncelleniyor ve üreticilere uzun geçiş süreleri tanınıyor. İkincisi, fiyata duyarlı pazarda tüketicilerin büyük çoğunluğu temel donanımla yetinmek zorunda kalıyor; güvenlik teknolojileri lüks kategorisinde sunulduğunda gerçek bir koruyuculuk işlevi görmüyor. Bağımsız çarpışma testi programlarının yurt içinde güçlendirilmesi, zorunlu güvenlik sistemleri listesinin AB standartlarıyla eşzamanlı güncellenmesi ve ikinci el araç denetimlerinde güvenlik donanımına ağırlık verilmesi, somut ve uygulanabilir adımlardır. Araç güvenlik standartları yalnızca bir teknik konu değil; her yıl binlerce trafik kazası ölümüyle doğrudan ilişkili bir halk sağlığı meselesidir. Bu çerçevede değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi gerekiyor.