Negatif alan tasarım konusunda benim için bir dönüm noktası anı oldu. Müşteri tasarıma baktı, suskunluk oluştu, sonra dedi: "Beyaz alan çok fazla. Dolduralım." O an için iki seçenek vardı. Sessizce kabul etmek ve doldurmak. Ya da açıklamak. Açıklamayı seçtim. "Şu anda gözünüz nereye gidiyor?" diye sordum. "Logo'ya" dedi. "Neden?" dedim. "Çünkü diğer her şey boş" dedi. "Evet, tam olarak" dedim. Negatif alan tasarım prensibini her müşteriye sezdirebilmek değil, gösterebilmek gerekiyor. O beyaz boşluk, gözü yönlendiriyor. Boşluk doldurulunca göz nereye gidecek bilemez, kayar. Dikkat dağılır, mesaj kaybolur. Müşteriyle o gün örnek gösterdim. Tasarımın kalabalık bir versiyonunu hızla yaptım, alanları renk ve bilgiyle doldurdum. İkisini yan yana koydum. "Hangisinde logo daha kolay görünüyor?" dedim. Orijinale işaret etti. Negatif alan tasarım prensibini teorik olarak anlatmak ile görmek arasındaki fark buydu. Müşteri "anlıyorum" demedi ama orijinal tasarımı geçti. O günden sonra revizyon sunumlarımda negatif alandan ne beklediğimi net anlatıyorum. Gerekirse karşılaştırma yapıyorum. Nedenini görmeden, kuralı anlatmak çok az şey değiştiriyor.