Seramik kursu deneyimim, beklentilerimin tam tersine döndüğü ama çok daha güzel bir şeye dönüştüğü birkaç ayı kapsıyor. Kursa kayıt olduğumda zihnimde net bir tablo vardı: Çamuru şekillendirecektim, pişireceğim, güzel kaplar çıkacaktı. Seramik kursu deneyiminin ilk dersi bu tablonun hayal olduğunu gösterdi. İlk hafta sadece çamurla tanıştık. Çamuru elle çalışmak, kıvamını anlamak, havasını almak. Seramik kursu deneyiminde bu hazırlık aşaması sabır istiyor, ürün yok, yalnızca malzeme var. İkinci ders: Çark üzerinde merkez bulmak. Çamuru dönen çarkın tam merkezine oturtmak temel beceri. Ben ilk iki haftada bunu başaramadım. Seramik kursu deneyiminin en sinir bozucu kısmı buydu, çamur her seferinde merkezi kaçırıyor, kap yamuluyordu. Üçüncü ders: Hatayı kabullenmek. Bir gün kap neredeyse bitmişti, son aşamada yamuldu. Öğretmen "bırak gitsin" dedi. Seramik kursu deneyiminde bu an beni şaşırttı, mükemmel olmayan şeyi terk edebilmek. Dördüncü ders: Sırlama renklerinin sürprizleri. Pişirmeden önce uyguladığın renk, fırından çıkınca bambaşka çıkabiliyor. Ben mavi sürdüm, yeşilimsi çıktı. Seramik kursu deneyiminde bu tahmin edilemezlik başta çıldırtıcıydı, sonra büyüleyici oldu. Kursun sonunda elimde birkaç kap vardı. Hepsi kusurlu. Ama her biri seramik kursu deneyimimin bir dönemini taşıyor. O birinci yamuk kase, en çok sevdiğim parça oldu.