İkincil gündem belirleme kavramı, McCombs ve Shaw'ın 1972'de geliştirdiği klasik birincil gündem belirleme teorisini derinleştirerek medyanın yalnızca "hangi konuların önemli olduğunu" değil; "konuların hangi özelliklerinin öne çıkarılacağını" da belirlediğini ileri sürer. Bu ayrım, iletişim araştırmalarında analitik bir sıçramanın işaretidir. Birincil gündem belirleme teorisi, medya gündemindeki konuların kamuoyu gündemine aktarılmasını açıklar: Medyanın sık işlediği konular, izleyiciler tarafından daha önemli olarak algılanır. İkincil gündem belirleme ise bu aktarımın bir adım ötesine geçer: Medyanın bir konuyu sunarken hangi özelliklerini (attributes) vurguladığı, kamuoyunun o konuyu hangi çerçevede düşüneceğini biçimlendirir. Özellik (attribute) kavramı ikincil gündem belirleme teorisinin merkezinde yer alır. Bir politikacı haberinde vurgulanan özellikler arasında liderlik vasıfları, dürüstlük, ekonomik uzmanlık veya aile yaşamı yer alabilir. Medyanın hangi özellikleri öne çıkardığı, kamuoyunun o politikacıyı hangi boyutlarıyla değerlendireceğini etkiler. Bu süreç hem maddi hem de duyuşsal (affective) boyutta işler: Bir konunun doğru tanımı (maddi özellik) ile o konuya ilişkin duygusal ton (duyuşsal özellik) farklı kanallar üzerinden aktarılabilir. İkincil gündem belirleme ile çerçeveleme (framing) kavramları sıklıkla karıştırılır; ancak bu iki teorik geleneğin epistemolojik kökleri farklıdır. Gündem belirleme paradigması sosyal psikoloji ve kamuoyu araştırması geleneğine dayanır; çerçeveleme ise sosyoloji (Goffman) ve dilbilimden beslenir. Pratik fark şöyledir: İkincil gündem belirleme, konunun hangi özelliklerinin ön plana çıkarıldığını sorgularken; çerçeveleme, bu özelliklerin bir anlam örüntüsü içinde nasıl bir bütün oluşturduğunu inceler. Entman'ın çerçeveleme tanımı, problemi tanımlama, nedeni saptama, değerlendirme yapma, çözüm önerme, bu bütünsel anlam inşasını vurgular. Özellik vurgulama ve çerçeveleme farkının metodolojik sonuçları önem taşır. İkincil gündem belirleme araştırmaları genellikle içerik analizi ile anket yöntemi arasında ölçüm uyumu kurarak medya içerikleriyle kamuoyu algısı arasındaki korelasyonu arar. Çerçeveleme araştırmaları ise deneysel desenlerle (framing effects experiments) veya eleştirel söylem analiziyle metnin anlam üretim sürecini daha yakından inceler. Medya platformu çeşitliliği, ikincil gündem belirleme dinamiklerini köklü biçimde dönüştürmüştür. Geleneksel yayın medyasının hâkim gündem belirleyici rolü parçalanmış; sosyal medya, algoritmik içerik seçimi ve kullanıcı üretimli haber akışları özellik vurgulama süreçlerini çok aktörlü ve kişiselleştirilmiş hâle getirmiştir. Bu dönüşüm, ikincil gündem belirleme teorisinin algoritmik çerçeveleme ve filtre baloncukları (filter bubbles) literatürüyle bütünleşmesini gerekli kılmaktadır.