Çevre kirliliği türleri denince aklımıza genellikle fabrikalardan çıkan dumanlar ya da denize dökülen atıklar gelir. Ama konu bundan çok daha geniş. Çevre kirliliğini birkaç ana başlık altında incelemek, neyle karşı karşıya olduğumuzu daha net görmemizi sağlar. Hava kirliliği, en çok bilinen çevre kirliliği türüdür. Egzoz gazları, sanayi bacaları, kömürlü ısınma sistemleri, bunların hepsi havaya ince parçacıklar ve zararlı gazlar bırakır. Bu parçacıklar soluk yoluyla akciğerlere ulaşır; uzun vadede solunum hastalıklarına zemin hazırlar. Şehirlerde yaşayan biri sabah yürüyüşe çıktığında burnunda hissettiği o keskin koku, genellikle trafik kaynaklı hava kirliliğinin işaretidir. Su kirliliği ise hem içme suyu kaynaklarımızı hem de deniz-göl ekosistemlerini etkiler. Tarım ilaçları, endüstriyel atıklar ve evsel atık sular doğru arıtılmadan doğaya karışırsa sonuçlar ağır olur. Su altındaki canlılar bu kimyasallardan doğrudan etkilenir; besin zinciri de bu yolla bozulur. Toprak kirliliği çoğu zaman gözden kaçar çünkü görünmez. Aşırı kullanılan kimyasal gübreler, tarım ilaçları ve düzensiz çöp depolama alanlarından sızan maddeler toprağa işler. Toprak bir kez kirlendikten sonra temizlenmesi hem uzun sürer hem de pahalıya mal olur. Işık kirliliği ise en az konuşulan ama giderek daha çok dikkat çeken bir çevre kirliliği türüdür. Geceleri şehirlerin üzerindeki yapay ışık, yıldızları görmemizi engellemenin ötesinde ekosistemleri de bozar. Göç eden kuşlar yönlerini şaşırır, gece aktif olan böcekler ve diğer canlılar doğal döngülerinden çıkar. Gürültü kirliliği de bu listeye eklenmeli. Sürekli maruz kalınan yüksek ses seviyeleri, hem insanlarda hem hayvanlarda stres tepkilerini artırır. Deniz memelileri, sonar gibi yapay seslerden derinden etkilenir. Çevre kirliliği türleri arasında birbirine bağlantılı ilişkiler var. Havaya karışan maddeler yağmurla birlikte toprağa ve sulara iner. Su kaynaklarından buharlaşan kimyasallar tekrar havaya karışır. Yani bu sorunlar izole değil, birbirine geçişli bir döngü içinde. Bu tablonun karamsarlık yaratmasına gerek yok. Kirliliğin nedenlerini ve türlerini bilmek, hangi alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerektiğini de ortaya koyuyor. Araç kullanımını azaltmak, atıkları doğru ayrıştırmak, tarımda kimyasal kullanımını sınırlamak, hepsinin doğrudan bir etkisi var.