Doktor tedaviyi önerdiğinde içimde iki his çarpıştı: rahatlama ve korku. Rahatlama, çünkü artık bir yol haritam vardı. Korku ise aklımın bir köşesinde fısıldayan "Ya değişirsem? Ya ben olmaktan çıkarsam?" sesinden geliyordu. Antidepresan kullanma deneyimi hakkında internette çok şey okumuştum. Herkesin hikayesi birbirinden farklıydı; kimi "hayatımı kurtardı" diyordu, kimi "yan etkileri kötüydü" diyordu. Kendi deneyimimin nasıl olacağını bilmiyordum. Birinci haftada belirgin bir şey hissetmedim. Sadece midem biraz hassaslaştı. İkinci haftada uyku düzenim değişmeye başladı, daha erken uyanıyordum ama bu uyandığımda başım ağrımıyordu. Küçük bir şey ama dikkate değerdi. Üçüncü hafta farklıydı. Bir sabah kalktım ve kafamdaki o arka plan gürültüsünün biraz azaldığını fark ettim. Hep orada olan, her şeyi gri gösteren o ses. Tamamen gitmemişti ama sesi kısılmıştı sanki. Bu beni hem sevindirdi hem de tuhaf hissettirdi. "Ben miyim bu?" diye sordum kendime. Antidepresan kullanma deneyiminde değişmeyen şeyler de vardı. Sorunlarım gitmedi. İş stresi devam ediyordu, ilişkimdeki sürtüşmeler hâlâ oradaydı, geçmişteki kırılmalar silinmemişti. İlaç bunları çözmüyordu. Ama onlarla yüzleşecek enerjiyi biraz geri getiriyordu. Bir ay sonunda terapistime söyledim bunu. "Zemin daha sağlam hissettiriyor" dedim. "Artık daha az battım gibi değil, sadece daha düz bir yerde duruyorum gibi." O da güldü: "İyi tanımladınız. Zemin sağlamlaşınca çalışabilirsiniz." Antidepresan kullanma deneyimini kimseyle paylaşmadım uzun süre. Çünkü ne tepki alacağımı bilmiyordum. Şimdi biraz daha rahatım bununla. Herkesin bedeni ve zihni farklı çalışıyor; benim için işe yarayan şeyi anlatmak için özür dilemem gerekmiyor.