Annem iş kurduğumu öğrendiğinde sofradan kalktı. "Şu an evin yükü var, bu nasıl iş" dedi. Babam sessiz kaldı, ki bu zaman zaman daha ağır gelir. Aile baskısı girişimcilik üzerindeki etkisi benim için teorik değildi. İlk yedi ay kimseye söylemeden yürüttüm kuruluş sürecini. Arkadaşlara bile. Çünkü söylediğimde gelen sorular değil, gelen tereddütlü bakışlar yorucu geliyordu. "İyi düşündün mü? Güvencesiz değil mi? Zaman mı var bunun için?" Aile baskısı girişimcilik kararlarımı etkiledi. İlk müşteri geldiğinde bile kimseye söylemedim, bir şey ters giderse hayal kırıklığı yönetmek zorunda kalmazdım diye. Bu gizlilik hem beni korudu hem de yordu. Ailem sonunda öğrendi. Tesadüfen. Bir tanıdık görmüştü ve söylemişti. Telefon açıldığında ne diyeceğimi bilmiyordum. Annem ağladı. "Bize güvenmiyorsun" dedi. Haklıydı bir parçadan, ama güvenmemek değildi, hayal kırıklıklarını taşımak istemiyordum. O konuşmadan sonra ilişki değişti. Zaman aldı. Annem hâlâ zaman zaman "ne zaman güvenli bir işe geçeceksin" diyor. Ama artık işimi anlatan şeyler de paylaşıyor. Aile baskısı girişimcilik yolculuğunun bir parçasıydı. Onu bastırmak ya da yok saymak değil, anlayıp aktarmak gerekiyordu. En zor şey bazen izin almadan ilerlemekti, ama bazı yolları izin bekleyerek asla gidemiyor insan.