Bir yıl önce mahalle temizlik gönüllülüğüne başladım. Arkadaşım beni davet etti, her hafta sonu iki saat dedim, ne kadar sürer ki. O günden bu yana hem çok şey öğrendim hem de çok şeyi farklı görmeye başladım. İlk toplantıya gittiğimde grupta yedi kişi vardı. Mahalle muhtarıyla görüşmüş, park ve cadde temizliği için plan yapmışlardı. Eldivenler ve büyük çöp torbaları dağıtıldı. Yola çıktık. İlk yarım saatte topladığım çöpün miktarı beni şok etti. Sigara izmaritleri, plastik bardaklar, kağıt peçeteler, kırık cam parçaları. Hepsini her gün görmüştüm ama hiç bu kadar fark etmemiştim. Mahalle temizlik gönüllülüğünün en zor yanı insanların tepkileri oldu. Bazıları teşekkür ediyordu, hatta yanımıza katılıyordu. Ama bir kısmı garip bakıyordu. Bir keresinde bir genç adam "ne işe yarayacak bu" diye sordu. Cevap vermek yerine elindeki plastik şişeyi aldım ve torbaya koydum. İçimden "bu işe yarayacak" dedim. Yedinci ayda grubumuza yeni üyeler katıldı. Mahalle temizlik gönüllülüğü haberini sosyal medyada paylaşmıştık, birkaç kişi bizi görmüş, merak etmişti. Artık onbeş kişiydik. Yalnızca park değil, sahil yolunu da temizlemeye başlamıştık. Bir yılın sonunda en büyük değişikliği nerede gördüm derseniz: kendimde. Artık yerde çöp görünce içim sıkışıyor. Yanımda torba varsa kaldırıyorum. Restorana ya da kafeye gittiğimde artık çıkışta çevreme bakıyorum. Bu bir hastalık değil, bir alışkanlık değişikliği. Grubumuz bu süreçte mahalle muhtarıyla protokol imzaladı. Belediyeden ekstra çöp kutusu talep ettik, üç yeni kutu konuldu. Küçük kazanımlar, ama hepsini biz başlattık. Mahalle temizlik gönüllülüğü deneyiminin bana öğrettiği en önemli şey şu: Tek başına çok az şey yapabilirsin. Ama benzer düşünen insanları bir araya getirdiğinde, toplamda çok büyük farklar yaratılabiliyor. Katılmayı düşünen birine şunu söylerdim: ilk adım her zaman en büyük adımdır.