Perde açılmadan önce kalp hızlanır, avuçlar terler ve "acaba ne olur" sorusu kafanın içinde dönmeye başlar. Sahne korkusu müzisyen deneyiminin neredeyse evrensel bir parçasıdır. Ama bu korkuyu yönetmek öğrenilebilir bir beceridir. Sahne korkusu, vücudun bir tehdit karşısındaki doğal tepkisinden kaynaklanır. Beyin, "yargılanabilirim" ya da "hata yapabilirim" sinyalini bir tehlike olarak algılar ve adrenalin salgılar. Bu enerji yıkıcı olmak zorunda değildir; doğru yönetildiğinde performansı güçlendirebilir. **Hazırlık, en güvenilir silah** Sahne korkusu müzisyen için en güçlü panzehir kapsamlı hazırlıktır. Eser ne kadar içselleştirilmişse, sahne baskısı altında otomatikleşen hafıza o kadar güçlüdür. Son dakika ezber, panik ihtimalini büyük ölçüde artırır. **Nefes kontrolü** Sahne öncesi derin nefes almak, adrenalin yüksekliğinin yarattığı fiziksel gerginliği azaltır. Dört saniye al, dört saniye tut, dört saniye ver ritmi; kalp atışını ve düşünce hızını yavaşlatır. **Sahne simülasyonu** Evde ya da prova ortamında küçük bir izleyici kitlesine çalınan parça, gerçek sahne koşullarına hazırlık sağlar. Ayna karşısında çalmak da bu simülasyonun pratik bir yolu. **Yeniden çerçeveleme** Sahne korkusu müzisyen için "bu beni mahvedecek" yerine "bu enerji, izleyiciye aktaracağım gücün kaynağı" düşüncesiyle ele alındığında farklı bir anlam kazanır. Bu perspektif değişikliği, performans sırasında bilinçaltı direnci azaltır. **Deneyim birikmesi** Sahne korkusuyla başa çıkmanın uzun vadeli yolu sahnelenmektir. Her sahne deneyimi, korku yanıtının şiddetini biraz daha düşürür.