Hayalini kurduğun şeylerin görsellerini bir pano üzerine yapıştır, her gün bak, frekansını hizala, evren sana o şeyi gönderecek. Vision board işe yarar mı sorusunun sezgisel cevabı "belki" olabilir. Ama kanıta dayalı psikoloji bu konuda farklı bir tablo çiziyor. Gabriele Oettingen liderliğindeki araştırmalar, pozitif fantezi ve görselleştirmenin tek başına kişileri harekete geçirmek bir yana, motivasyonu azaltabildiğini buldu. Beyin, arzu edilen durumu gerçekmiş gibi yaşadığında o duruma ulaşma ihtiyacı zayıflıyor, hedefe ulaşılmış yanılsaması, harekete geçirme dürtüsünü törpülüyor. Vision board işe yarar mı sorusunun cevabı bu araştırmalar açısından en hafif ifadeyle "yeterli değil". Bir de neyin satıldığı meselesine bakmak gerekiyor. Vision board kültürü çoğunlukla "hak edicilik" söylemiyle paketleniyor: yeterince inanırsan, yeterince canlandırırsan hak ediyorsun. Bu çerçeve hem motivasyon psikolojisini hem de başarıyı belirleyen gerçek değişkenleri görmezden geliyor. Emek, beceri, bağlantı, fırsat ve şans faktörlerini bir görselin gücüne indirgemiyor. Öte yandan Oettingen'in kendi çalışmaları da şunu gösteriyor: Görselleştirmeyi hedefe ulaşmanın önündeki engelleri düşünmekle birleştiren yöntem, buna WOOP deniyor, gerçekten işe yarıyor. Mesaj açık: hayal kurmak tek başına yetmiyor, olası zorlukları görmek ve planlamak şart. Vision board işe yarar mı sorusuna dürüst yanıt şu: Estetik değeri olabilir, yönelimi netleştirebilir; ama yalnız bırakıldığında hayal ile gerçek arasındaki mesafeyi kapatmaz. Aksine bu mesafeye katlanmayı kolaylaştırır.