Evde kompost yapma deneyimime balkon bir kovası ile başladım. Küçük, havalandırmalı, kapağı olan bir kova. Altı ay sonra bu kovadan çıkan şey toprağı andırıyordu. Bu süreçte inanılmaz şeyler öğrendim. Başlangıçta ne atabileceğimi bilmiyordum. Sebze kabukları evet, ama kahve tortusu da mı? Yumurta kabuğu? Kağıt havlu? Birkaç kaynak okudum, listemi yaptım. Evde kompost yapma deneyiminde ilk hafta tamamen bir öğrenme süreciydi. İkinci haftada koku problemi çıktı. Kovayı açtığımda sevimsiz bir koku geldi. Araştırdım: nem fazlaydı, hava akışı yoktu. Karışıma kuru yaprak ve karton parçaları ekledim. Koku azaldı. Evde kompost yapma deneyiminde teknik denge kurmak, yemek pişirmekten farklı değil: oranlar önemli. Birinci ayın sonunda kovada gerçek bir ısı vardı. Elimi daldırdığımda sıcacıktı. Mikroorganizmalar çalışıyordu. Bu an benim için bir dönüm noktasıydı. Artık bu bir çöp kovası değildi, canlı bir sistemdi. Üçüncü ayda ilk kompost toprak almak istedim. Çok erkendi. Alt tabakalar henüz ayrışmamıştı. Sabırla bekledim. Evde kompost yapma deneyiminde en çok öğrendiğim şey bu oldu: acele etmemek. Altıncı ayın sonunda kovayı ters çevirdim. Alt kısım koyu renkli, gevşek, toprak gibi bir madde olmuştu. Güzel bir koku vardı, orman toprağı gibi. Bu kompostla balkon bitkilerimi suladım. İki hafta içinde bir farkı gözlemledim. Evde kompost yapma deneyimi bana çöpü farklı görmeyi öğretti. Artık sebze kabuğu çöp değil, ham madde. Yumurta kabuğu çöp değil, kalsiyum kaynağı. Bu bakış açısı değişikliği küçük görünse de günlük hayatı farklı kılıyor.