Satürn halkaları gözlemi benim için astronomiye gerçek anlamda girişimin başlangıcı oldu. Teleskobumu Satürn'e yönelttim. Parlak bir yıldız gibi görünüyordu çıplak gözle. Teleskopta odaklama yaparken o bulanık noktanın netleşmesini bekledim. Satürn halkaları gözleminin o anı geldi: odak tutunca gökyüzünde küçük, ama halkalı bir gezegen belirdi. Gerçekten halkalar. İki yana uzanan, eğimli, belirgin. "Bu çizgiler gerçek" dedim kendi kendime. Fotoğraflarda gördüğüm şeyin ta kendisi, ama fotoğraf değil, canlı, gerçek zamanlı. Satürn halkaları gözleminde en şaşırtıcı kısım Cassini bölümüydü, iki halka grubunu ayıran boşluk. 400x büyütmede bunu görebilmek beklenmedik bir sürprizdi. Bir boşluk, binlerce kilometre genişliğinde ama teleskobumda ince bir çizgi olarak görünüyordu. Gezegeni incelemeye devam ettim. Satürn'ün disk yüzeyinde soluk renk bantları da fark ettim. Jüpiter kadar belirgin değil, ama oradaydılar. Satürn halkaları gözlemi sonrasında onları araştırdım. Halkaların büyük çoğunluğu buz ve kaya parçacığından oluşuyor, bir çarpmada dağılan uydu ya da yakalanmış cisimden kaldığı düşünülüyor. Ve halkaların kalıcı olmadığını öğrendim, yüz milyon yıl içinde dağılacaklar. Biz tam halkaların var olduğu dönemde yaşıyoruz. O gece balkondan girerken şunu düşündüm: uzay okyanusun ortasında olmak gibi, ne kadar ilerlersen önün o kadar uzuyor.