Teknik döküman lokalizasyon deneyimim, Almanca bir kullanıcı kılavuzu projesiyle başladı. 'Çeviriyi profesyoneller yapar, ben sadece teknik içeriği hazırlarım' diye düşünüyordum. Yanlış düşünüyordum. Teknik döküman lokalizasyon deneyiminde ilk tuzak kültürel varsayımlar. Ben Türkçe orijinal belgeyi yazarken bazı ifadeler kullandım: 'bu ayarı kapatın', 'bu seçeneği açın'. Almanca çevirmen bunları doğrudan çevirdi. Ama Alman kullanıcılar için 'açmak/kapatmak' yerine daha formal bir ifade beklentisi vardı. Şikâyet geldi, kılavuzu yeniden düzenledik. İkinci tuzak görsellerdir. Ekran görüntüleri Türkçe arayüzden alınmıştı. Almanca sürümde menü isimleri farklı. Kullanıcı 'Ayarlar' menüsünü arıyor ama gördüğü 'Einstellungen'. Küçük bir fark ama konfüzyon yaratıyor. Teknik döküman lokalizasyon deneyimi bana şunu öğretti: her dil için ayrı ekran görüntüsü şarttır. Üçüncü tuzak ölçüm birimleri ve biçimler. Tarih formatı, para birimi, ağırlık... Bunları gözden kaçırdım. Yazılım kasetteki tarih formatı 'ay/gün/yıl'dı; Almanya için 'gün.ay.yıl' gerekiyor. Bu hata bir müşteri şikâyetiyle gün yüzüne çıktı. Bu deneyimlerden sonra lokalizasyon kontrol listesi hazırladım: görseller, birimler, tarih formatları, resmi hitap biçimleri ve kültüre özgü örnekler. Bu listeyle çalışmak hataları dramatik biçimde azalttı. Teknik döküman lokalizasyon deneyimi şunu kanıtlıyor: iyi çeviri yetmez, kültürel adaptasyon şart.