Müzik yarışması deneyimi benim için bir sınır testi oldu. Yıllarca müzik yapıyordum, ama hep kendi başıma, kendi odamda. Sahne korkum vardı; biliyordum ama kabul etmek zordu. Bir arkadaş "Kayıtlır mısın?" dedi, düşünmeden "Olur" dedim. Sonra üzüldüm. Müzik yarışması deneyiminin hazırlık aşaması sekiz hafta sürdü. Her gün tekrar, her gün aynı parça. Bazen yirmi dakika çalıştım, bazen iki saat. Parçayı ezberledim ama ezberlemenin performans güveni vermediğini anladım. Sahnede durmak fotoğraf karesinden çok farklı. Işık gözlerime vurdu, seyirciyi göremedim net olarak. İlk birkaç saniye kafam boşalmış gibiydi. Ama notalar gelince eller hareket etti; beden, beyin duraksarken devreye girdi. Müzik yarışması deneyiminin o anı beni en çok şaşıran kısımdı; pratik eğitim güvensizliği aşıyor. Puanlama gelince not ortalamasını bekledim, ikinciydim. Birinci olmadığım için kırıldım mı? Kırıldım biraz. Ama daha büyük his şuydu: sahneye çıktım. Yıllarca yapmadığım bir şeyi yaptım. Jüri yorumlarını dikkatli dinledim. Teknik gözlemler vardı, tutarlı olanlar kulağıma yapıştı. Müzik yarışması deneyimi bana kör noktalarımı gösterdi; güvendiğim bazı alışkanlıklarım aslında zaafmış. Bu geribildirim acıttı ama değerliydi. Sonraki yarışmaya da katıldım; altı ay sonra. Bu sefer birinci oldum. İlk müzik yarışması deneyimi olmasa ikincisi de olmazdı. Bazen başarı birikimli bir süreçtir.