Şampuan barı deneyimime merakla başladım. Plastik şişeleri azaltmak istiyordum, katı şampuanların işe yarayıp yaramadığını görmek istiyordum. Üç ay boyunca gözlem yaptım. Hem saçlarım için hem de deneyim olarak öğrettikleri çoktu. İlk hafta berbattı. Saçlarım ağır hissettiriyordu. Ne kadar durulasam bir şey kalmış gibi geliyordu. Araştırdım: bu geçiş dönemi olduğunu öğrendim. Saç derisi kimyasal içeriklere alışmış, yeni dengeyi kurmak zaman alıyor. Şampuan barı deneyiminin başında bunu bilsem daha rahat olurdum. İkinci ve üçüncü hafta da çok farklı değildi. Saçlarım aynı ağır hissiyle devam etti. Ama yıkama tekniğimi değiştirdim: iyice köpürtmek, daha uzun durulama. Biraz iyileşme oldu. Birinci ayın sonunda değişim belirginleşti. Saçlarım daha hafif, daha doğal bir his veriyordu. Şampuan barı deneyiminin en büyük sürprizini burada yaşadım: saçlarımı daha az yıkamam gerekti. Önceden her gün ya da iki günde bir yıkıyordum. Artık üç günde bir yeterliydi. İkinci ayda artık şampuan barı kullanmak otomatik hale geldi. Duşta koyulacak yer bulduk, köpürtme alışkanlığı oluştu. Bir plastik şişe daha az, bu küçük ama somut bir kazanım. Üçüncü ayda saçlarımın durumu en iyi halindeydi. Kırılma azalmıştı. Belki şampuan barıyla ilgisiz ama bu dönemle aynı zamana denk geldi. Şampuan barı deneyiminden çıkardığım dersler şöyle: Geçiş dönemi gerçek ve zor. Bir ay boyunca sabır gerekiyor. Yıkama tekniği kritik, ürünü doğru kullanmak sonucu doğrudan etkiliyor. Ve en önemlisi: alışkanlıklar değiştiğinde beklenmedik faydalar da geliyor.