Hızlı Portekizce öğrenmek fikri, bir zorunluluktan çıktı. Taşındığım apartmanda Portekizli bir aile vardı, yaşlı çift neredeyse hiç İngilizce bilmiyordu. İlk aylarda merhaba-güle güle düzeyinde geçiştirdim. Ama bir gün yardıma ihtiyaçları oldu ve ben hiçbir şey söyleyemedim. O his çok kötüydü. Hızlı Portekizce öğrenmek için bir dil kursu almadım. Nedeni basit: Zamanım yoktu. Öğleden sonra iki saatlik bir derse bağlı kalmak mümkün değildi. Kendi hızımda, kendi programımda ilerlemeye karar verdim. Yöntemi şöyle kurdum: Sabah kısa dinleme pratiği, Portekizce podcast veya haber, on beş dakika. Öğle arası, kelime çalışması, küçük kartlar, günde on yeni kelime. Akşam, yazma pratiği, gün içinde komşularla konuşmak istediğim ama söyleyemediğim cümleleri not alıp akşam araştırmak. O son kısım en değerliydi. Hızlı Portekizce öğrenmek için en güçlü motivasyon, gerçek iletişim ihtiyacıydı. Soyut değil, "bu cümleyi yarın söylemek istiyorum" somut. Üç ay sonra komşuyla küçük konuşmalar yapabiliyordum. Yavaş, hatalı, ama gerçek. O yaşlı kadının yüzünde gördüğüm ifade, sanki bir kapı açılmıştı, altı aylık emeğe değdi. Altı ay sonunda akıcı değildim. Ama gündelik konuşmayı yürütebiliyordum. Hızlı Portekizce öğrenmek, sistematik değil organik bir süreç oldu benim için, ve bu organiklik, tutunmasını sağladı.