Uluslararası Doğa Koruma Birliği koordinasyonunda on yılı aşkın süredir yürütülen dünya biyoçeşitlilik kaydı projesi, nihai raporunu yayımladı. Kayıt, gezegenin tanımlanmış biyolojik türlerini, habitat dağılımlarını ve tehdit düzeylerini tek bir veri tabanında bir araya getiren en kapsamlı belgeleme girişimi olarak nitelendiriliyor. Dünya biyoçeşitlilik kaydı Türkiye verileri incelendiğinde, ülkenin tür zenginliği bakımından Avrupa'nın en başarılı ülkeleri arasında yer aldığı görülüyor. Üç kıtanın kesişimindeki konumu, farklı iklim kuşaklarını barındırması ve endemik tür oranının görece yüksek olması bu sonuçta belirleyici rol oynuyor. Rapor, Türkiye'yi bitki çeşitliliğinde Avrupa sıralamasında ilk beşe yerleştiriyor. Ancak dünya biyoçeşitlilik kaydı Türkiye bölümü bazı kaygı verici tablolar da sunuyor. Sulak alan ekosistemlerindeki tür kayıpları ve bazı endemik kurbağa ile sürüngen türlerinin tehlike kategorisine girmesi, ülkenin doğa koruma politikalarının yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Ayrıca belgeleme kapsamının kıyısal ve dağlık alanlarda daha güçlü, iç kesimlerde ise görece zayıf kaldığı not ediliyor. Doğa bilimciler, kaydın bilimsel değerinin yanı sıra politika yapıcılar için de kritik bir referans noktası oluşturduğunu vurguluyor. Hangi türlerin acil koruma altına alınması gerektiğini belirlemek ve habitat koruma alanlarının sınırlarını çizmek için bu veri tabanının esas alınması öneriliyor. Türkiye'nin Biyoçeşitlilik Strateji ve Eylem Planı'nın güncelleme süreci, küresel kaydın yayımlanmasıyla birlikte hız kazandı. Bakanlık yetkilileri, rapor bulgularını ilerleyen ay içinde kamuoyuyla paylaşacaklarını açıkladı.