Ayrıldıktan sonra ilk hissettiğim şey acı değil boşluktu. Üç yıldır o ilişki hayatımın merkeziydi. Sabah uyandığımda önce onu düşünürdüm, plan yapacağımda önce onu hesaba katardım, kendimden söz ederken büyük ölçüde onu referans alırdım. Şimdi o merkez yoktu. Toxic ilişkiden ayrılmak benim için çok kademeli oldu. Bir sabah uyandım değil. Önce bir şeylerin yanlış gittiğini fark ettim, ama "yanlış" kelimesi bile o dönem zihnimde tam oturmuyordu. Sadece çok yorulduğumu, kendimi kaybettiğimi hissediyordum. Aynada baktığımda eski gözlerimi göremiyordum. Toxic ilişkiden ayrıldıktan sonraki ilk haftalarda şunu fark ettim: ne istediğimi bilmiyordum. Neyi sevdiğimi, ne yemek istediğimi, hangi filmler izlemek istediğimi. Bu küçük tercihler yıllarca birinin onayına bağlanmıştı ya da o onayı kaybetmemek için bastırılmıştı. Kendimi yeniden keşfetmek klinik bir süreç gibi gelmiyor. Daha çok küçük şeyleri birer birer test etmek gibi. Bir sabah kahvaltıda istediğim şeyi yaptım ve kimse bunu eleştirmedi. Küçük bir şey ama içimde bir kapı aralandı. Terapi bu süreçte benim için çok değerliydi. Terapistim "sen ne hissediyorsun" diye sorduğunda başta cevap veremiyordum. Hislerim değil, "doğru cevap" arayışı geliyordu. Bu fark etmek önemli bir başlangıçtı. Toxic ilişkiden ayrılmak sona eriş değil, bir geri dönüştü. Kendime. Yavaş, zaman zaman acılı, ama gerçek.