Yaşlılık süreci biyoloji açısından hem kaçınılmaz hem de giderek daha iyi anlaşılan bir olgudur. Peki neden yaşlanıyoruz ve bu kaçınılmaz mı? **Telomer kısalması** Her hücre bölünmesinde kromozomların uç kısımları olan telomerler biraz kısalır. Telomerler kritik bir uzunluğa indiğinde hücre ya bölünmeyi bırakır (hücresel yaşlanma/senesans) ya da ölür. Bu mekanizma, DNA'yı kopyalama sürecindeki teknik bir sınırdan kaynaklanır. **DNA hasarı birikimi** Radyasyon, reaktif oksijen türleri (serbest radikaller) ve metabolik yan ürünler zamanla DNA'ya hasar biriktirir. Onarım mekanizmaları bu hasarı büyük ölçüde düzeltir ama hatasız değildir. Birikimli hasar yaşlılık süreci biyolojisinin temel nedenlerinden biridir. **Mitokondri işlev kaybı** Mitokondri, hücrenin enerji üretim merkezidir. Yaşla birlikte mitokondrinin hem sayısı hem de verimliliği düşer. Bu enerji üretiminin zayıflaması, doku ve organ fonksiyonlarının bozulmasına yol açar. **Hücresel senesans ve kronik inflamasyon** Yaşlanan hücreler bölünmez ama ölmez; birikir ve çevreye pro-inflamatuar sinyaller yayar. Bu durum "inflammaging" (inflamasyonla yaşlanma) olarak adlandırılır ve yaşa bağlı hastalıkların önemli bir tetikleyicisidir. **Evrimsel perspektif** Evrimsel biyoloji, yaşlanmayı şöyle açıklar: üreme çağının ötesindeki sağlık üzerinde evrimsel seçilim baskısı azdır. Genlerin kısa vadeli üreme yararları için uzun vadeli sağlık bedelini "ödemeye" razı olması, yaşlılık süreci biyolojisinin evrimsel kökeni. **Durdurulabilir mi?** Tam durdurulması mümkün değil şu an için, ancak yavaşlatma araştırmaları umut verici. Senolyik ilaçlar (yaşlanmış hücreleri temizleyen), kalori kısıtlaması, NAD+ takviyesi gibi yaklaşımlar model organizmalarda ömrü uzatmış durumda. İnsan deneyleri sürmektedir.