Osmanlı İmparatorluğu dönemleri incelendiğinde, yaklaşık altı yüz yıllık bir siyasi tarihin karşımıza çıktığı görülür. 1299'daki kuruluştan 1922'deki çöküşe dek uzanan bu süreç, farklı coğrafyalarda farklı biçimler alan ve çok sayıda dönüm noktası barındıran karmaşık bir bütündür. Bu kılavuz, söz konusu karmaşıklığı yönetilebilir parçalara ayırarak konuya ilk kez yaklaşanlar için sağlam bir çerçeve sunmayı amaçlar. Osmanlı tarihini kavramanın en pratik yolu, imparatorluğun yaşadığı dönüşümleri birbirine bağlı aşamalar olarak okumaktır. Kuruluş Dönemi (1299-1453), Anadolu'da küçük bir beylikten Balkanlara uzanan orta ölçekli bir güce dönüşümü anlatır. Bu dönemde Osman Bey'den başlayarak Orhan, I. Murad ve Yıldırım Bayezid, devletin temel kurumlarını ve fetih anlayışını biçimlendirmiştir. 1402'deki Ankara Savaşı'nda Timur karşısında alınan yenilgi, Fetret Devri'ni doğurmuş; ancak imparatorluk bu iç çalkantıyı aşarak güçlenmeye devam etmiştir. Klasik Dönem (1453-1600), Osmanlı İmparatorluğu dönemleri içinde en parlak çağ olarak kabul edilir. Fatih Sultan Mehmed'in 1453'te Konstantinopolis'i fethetmesi yalnızca bir şehrin el değiştirmesi değil, Doğu Roma'nın sona ermesi ve yeni bir dünya düzeninin başlaması anlamına gelir. Yavuz Sultan Selim'in Mısır ve Hicaz'ı fethiyle halifelik Osmanlılara geçmiş; Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise imparatorluk Viyana kapılarına, Hint Okyanusu'na ve Orta Afrika'ya uzanan devasa bir coğrafyaya hükmetmiştir. Duraklama ve Gerileme Dönemleri (1600-1800), Osmanlı İmparatorluğu dönemleri kronolojisinde çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kesimdir. Bu dönem salt bir çöküş süreci değil, imparatorluğun Avrupa'nın değişen askeri ve ekonomik dinamiklerine uyum sağlamaya çalıştığı, reform girişimlerinin hız kazandığı, ama merkezi otoritede ciddi çatlakların da oluştuğu karmaşık bir çağdır. Köprülü ailesinin sadrazamlığı gibi reformcu atılımlar, kısa vadeli toparlanmalar sağlamıştır. Tanzimat ve Reform Çağı (1839-1908), imparatorluğun Batı hukuku, eğitim sistemi ve idari yapılarını benimseme girişimiyle geçen dönemdir. 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı, 1856'daki Islahat Fermanı ve 1876'da kısa süre yürürlüğe giren Kanun-i Esasi bu sürecin başlıca dönüm noktalarıdır. II. Abdülhamid'in uzun saltanatı merkezileşmeyi ve Panislamizmi ön plana çıkarmış; 1908'deki Jön Türk Devrimi ise meşrutiyet yönetimine yeniden geçişi sağlamıştır. Son Dönem (1908-1922), Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve ardından gelen kurtuluş mücadelesiyle şekillenir. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin hakimiyeti altında alınan stratejik kararlar, Osmanlının savaşa girişini ve nihayetinde Anadolu'nun yeniden örgütlenmesini doğrudan etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu dönemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her dönemin bir sonraki için hem miras hem de yük oluşturduğu görülür; bu devamlılık ilkesini akılda tutmak tarihi okurken en güçlü rehber olur.