Tiyatro ışık ses tasarımı, sahnenin görünmez mimarlarının işidir. Oyuncu sahnede tek başına dursa bile ışık ve ses bu anı şekillendirir; gerilim yaratır, zaman geçirir ya da duyguyu derinleştirir. Işık tasarımı tiyatroda birden fazla işlev üstlenir. Sahneye odak yaratmak, zaman ya da mekân değişikliğini belirtmek ve karakterin iç dünyasını görselleştirmek bunların başında gelir. Bir sahneyi bembeyaz ışıkla aydınlatmak ile sıcak sarı bir spot ışığıyla yalnızca yüzü vurmak arasındaki fark, izleyicinin hissedeceği duyguyu tamamen değiştirir. Tiyatro ışık ses tasarımında ışıkçı yönetmenle ayrıntılı bir diyalog içindedir. Hangi sahne ne zaman aydınlanacak, hangi renk paleti kullanılacak ve ışık geçişleri ne kadar hızlı olacak, bunların her biri dramaturjik kararlar içerir. Ses tasarımı da en az ışık tasarımı kadar karmaşık ve etkileyicidir. Sahne arkasından gelen bir yağmur sesi, kapı gıcırtısı ya da uzaktan duyulan bir sirenin sesi; gerçek değil ama gerçek gibi hissettirilen bir dünya yaratır. Tiyatro ışık ses tasarımının bu boyutu seyircinin hayal gücünü aktif tutmak demektir. Büyük prodüksiyonlarda ses tasarımı mikrofonla takviye edilmiş oyuncu seslerini, müzik katmanlarını ve mekânsal ses efektlerini yönetir. Küçük salonlarda ise akustik ortam ve ham ses yaratıcılık gerektirir. Bir oyundan çıktıktan sonra sahneyi hatırlamak kadar o anki ışığı ya da sesi hatırlamak da mümkündür. Tiyatro ışık ses tasarımı en başarılı halinde fark edilmez; yalnızca hissedilir.