Yayıncılık çeşitlilik eksikliği, küresel okuma kültürünün hem üretim hem de dağıtım boyutlarında var olan yapısal bir sorundur. Hangi kitapların yayımlandığı, hangi yazarların sözleşme aldığı ve hangi seslerin geniş dağıtım ağlarına erişebildiği soruları, piyasa kararları ve kültürel güç ilişkileri tarafından şekillendiriliyor. Yayıncılık çeşitlilik eksikliği en çok editöryal kadrolardaki homojenlikte somutlaşıyor. Araştırmalar büyük yayınevlerinde editörlerin ağırlıklı olarak benzer sosyoekonomik ve kültürel arka planlardan geldiğini ortaya koyuyor. Bu durum, hangi eserlerin yayımlanmaya değer bulunduğuna ilişkin yargıların belirli bir perspektiften filtrelenmesi anlamına geliyor. Farklı kökenlerden gelen yazarların deneyimleri bu filtreden geçerken çoğunlukla belirli beklentilere uymak zorunda kalıyor. Çeviriye ayrılan yayın oranı da çeşitlilik açısından çarpıcı bir tablo çiziyor. Bazı büyük edebiyat pazarlarında yayımlanan kitapların yalnızca küçük bir yüzdesi çeviri eserlerden oluşuyor. Bu tablo, okuyucuların dünya edebiyatının büyük bölümüne erişim şansını sistemsel olarak azaltıyor ve belirli dillerde yazılan edebiyatı küresel görünürlükten dışarıda bırakıyor. Yayıncılık çeşitlilik eksikliği okuma kültürünü nasıl etkiliyor? Yayımlanan kitaplar hangi hikayelerin "anlatılmaya değer" olduğuna ilişkin bir mesaj taşıyor. Temsil edilmeyen gruplar kendi deneyimlerini edebiyatta göremediğinde okuma kültürüyle bağ kurma motivasyonu zayıflıyor. Aynı zamanda geniş kitleler yalnızca belirli perspektifleri pekiştiren içeriklere maruz kalıyor. Bu sorun tamamen aşılmaz değil; bağımsız yayınevleri, çeşitlilik odaklı fon programları ve dijital yayıncılık bazı kanallar açıyor. Ama bu kanalların sektörün genel yapısını dönüştürmesi için çok daha köklü değişiklikler gerekiyor.