Uluslararası bir yazılım mühendisliği araştırma grubu, fonksiyonel programlama benimseme oranını ölçen kapsamlı bir sektör anketi yayımladı. 4.200'ü aşkın geliştirici ve 300'den fazla kurumun katıldığı araştırma, fonksiyonel paradigmanın endüstrideki gerçek konumunu somut verilerle ortaya koyuyor. Fonksiyonel programlama benimseme oranı genel olarak yüzde 22 olarak ölçüldü; ancak bu oran sektöre göre belirgin farklılık gösteriyor. Fintech ve veri mühendisliği alanlarında yüzde 35-40 seviyelerine ulaşırken, kurumsal kurumsal iş uygulamaları ve oyun geliştirme segmentlerinde yüzde 10'un altında kaldı. Dil bazında tablo daha ayrıntılı. Tamamen fonksiyonel dillerin (Haskell, Erlang, Elm) toplam kullanım payı düşük kalmaya devam ederken, fonksiyonel programlama benimseme oranının artışının büyük bölümü Scala, Kotlin, F# ve Rust gibi çok paradigmalı dillere dayanıyor. Saf fonksiyonel dilin zorluğundan ziyade fonksiyonel stil ve kalıpların yaygınlaşması söz konusu. Araştırmanın en ilgi çekici bulgularından biri, fonksiyonel programlama benimseme oranının yaş kohortlarına göre farklılaşması. 10 yılın altında deneyimi olan geliştiricilerin yüzde 31'i fonksiyonel paradigmayı birincil ya da eş birincil yaklaşım olarak kullandığını belirtirken, 20 yıl ve üzeri deneyimlilerde bu oran yüzde 14'te kaldı. Ekiplerin fonksiyonel programlama benimseme kararlarını etkileyen başlıca faktörler arasında hata ayıklama kolaylığı, test edilebilirlik ve eşzamanlılık yönetimi yer aldı. Immutable state ve saf fonksiyonlara dayalı tasarımın paralel işlem hataları açısından avantaj sağladığı üzerine yoğun bir mutabakat var. Engeller tarafında öğrenme eğrisi ve mevcut kod tabanıyla uyumluluk sorunları öne çıkıyor. Ekiplerin mevcut nesne yönelimli büyük code base'leri fonksiyonel paradigmaya dönüştürmesinin maliyeti, benimsemeyi frenlemeye devam ediyor. Araştırmacılar, fonksiyonel programlama benimseme oranının önümüzdeki beş yılda yavaş ama istikrarlı biçimde artmaya devam edeceğini öngörüyor.