Dünya Bankası Türkiye raporu, ülkenin orta vadeli ekonomik görünümüne ilişkin güncel tahminleri ve yapısal değerlendirmeleri içeren yeni bir edisyonla kamuoyuna sunuldu. Rapor, Türkiye ekonomisinin 2026-2028 dönemindeki büyüme yolculuğunu hem iç dinamikler hem de dış etkenler çerçevesinde analiz ediyor. Dünya Bankası Türkiye raporu, büyüme tahminlerini ılımlı bir çerçevede tutarken tüketim harcamalarının ana itici güç olmayı sürdürdüğünü vurguluyor. Yüksek enflasyonun satın alma gücü üzerindeki baskısına rağmen hane halkı harcamalarının direncini koruması, raporun öne çıkan bulgularından biri. Kredi genişlemesinin tüketimi sürükleyen bir faktör olduğu da raporun risk bölümünde ele alındı. Dünya Bankası Türkiye raporu yatırım ortamı değerlendirmesinde kamu altyapı harcamalarının büyüme üzerindeki kısa vadeli etkisinin pozitif olduğu teyit edildi. Ancak özel sektör yatırımlarının ekonomik belirsizlik ortamında çekingen kalmaya devam ettiği, bu durumun orta vadeli büyüme potansiyelini aşağı çektiği ifade edildi. Rapor, sosyal politika bölümünde gelir dağılımı ve yoksulluk göstergelerine de yer veriyor. Son birkaç yıldaki enflasyon ortamının düşük gelirli haneler üzerinde daha ağır yük oluşturduğu, hedefli sosyal transfer mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği öngörüsü paylaşıldı. Dünya Bankası Türkiye raporu, eğitim ve insan sermayesi yatırımlarının verimlilik açığını kapatma konusundaki belirleyici rolünü de vurguluyor. Eğitim çıktıları ile işgücü piyasası talebi arasındaki uyumsuzluğun kısa vadeli işgücü piyasasını olumsuz etkilediği, uzun vadeli büyüme potansiyeli açısından ise yapısal bir risk oluşturduğu değerlendiriliyor.