Tiyatro provası iptal edildiğinde önce rahatladım. Hafta ortasında iki saatin iade edilmesi güzeldi. Ama ikinci iptal gelince endişelendim. Üçüncüde ekip toplandı: yönetmen neden iptal ediyor, ne yapacağız? Tiyatro provası iptal sürecinde öğrendiğim şey: belirsizlik ekibi ya dağıtır ya sıkıştırır. Bizim ekip sıkıştı. Kendi aramızda prova yapmaya karar verdik. Sahne direktörü yoktu, yönetmen yoktu. Biz vardık. Metni açtık, sahneleri geçtik. Başta tuhaf hissettirdi; alışkın olduğumuz 'yönetmen söyler, biz yaparız' düzeni yoktu. Kendi kararlarımızı vermek zorundaydık. Tiyatro provası iptalinin bize verdiği şey bu oldu aslında: özerklik. Bir sahnede neden şuraya yürüyorum, bunu ilk kez kendin soruyorsunuz. Cevabı kendiniz buluyorsunuz. Bu, sahneye daha derin bağlanmayı sağladı. Yönetmen son provaya geldi ve yorumları genellikle olumluydu. 'Sizi tanımadım' dedi bir sahnede. İyi anlamda. Baskı altında bulduğumuz çözümler işe yaramıştı. O süreç bana şunu öğretti: iyi yönetmen olmadan da iyi tiyatro olur, ama ekibin birbirine güvenmesi şart. Tiyatro provası iptal günlerinde biz o güveni inşa ettik.