Toplantıda konuşurken sesiniz titriyor, cümleleriniz sona doğru iniyor ya da sürekli özür diler gibi konuşuyorsunuz. Aynı içeriği farklı biri söylediğinde çok daha inandırıcı geliyor. Güven veren konuşma belirli kalıplardan oluşuyor ve bu kalıplar öğrenilebilir. Güven veren konuşmanın bileşenleri şunlar: Ses tonu ve ritim: Monoton ya da çok hızlı konuşmak, söylenenleri zayıflatır. Vurgu yapmak, cümle sonlarını düşürmemek (yükselten ton soru işareti gibi çalışır ve kesinlik hissini azaltır) ve tempo değiştirmek, güven veren konuşmanın akustik boyutunu oluşturur. Dilin netliği: "Sanırım", "belki", "bir şekilde", "ya" gibi belirsizlik yaratıcı ifadeler azaltıldığında konuşma otomatik olarak daha güçlü hale gelir. "Bu projeyi yönetebilirim" ile "Bu projeyi sanırım yönetebilirim" arasındaki fark büyük. Fiziksel duruş: Güven veren konuşma sadece kelimelerden oluşmuyor. Ayakta dik durmak, göz temasını sürdürmek ve el hareketlerini sakin ve kasıtlı kullanmak, sözleri destekleyen fiziksel bir çerçeve oluşturur. Dinlemeye yer açmak: Çok hızlı ve kesintisiz konuşmak bazen güvensizliği örtmek için kullanılan bir strateji. Güven veren konuşma, duraklama ve dinlemeye yer açan konuşmadır. Bunu yapabilmek, konuya hakimiyetin işareti. Sorulara yaklaşım: Zor bir soruyla karşılaşıldığında "İyi soru" gibi dolgu ifadeleri yerine dürüst bir duraklama ve düşünülmüş bir yanıt, güven veren konuşmayı destekler. "Bunu bilmiyorum ama araştırıp döneceğim" bile güçlü bir yanıt. Güven veren konuşma pratiğe ihtiyaç duyar. Küçük toplantılarda, birebir görüşmelerde ya da kısacık sunumlarda bu unsurları bilinçli olarak uygulamak, zamanla doğal bir konuşma tarzına dönüşür.