Boks başlangıcı için uzun süre beklettim kendimi. Üç ay kapının önünde durdum, metaforik olarak. Sonunda bir arkadaşımla birlikte girdim, yalnız giremezdim. Korku neydi? Kendimi berbat hissederim, salondakiler güler, tekrar gitme isteğim kalır mı. Bunlar aklımda döndü aylarca. İlk gün boks salonuna girdik, antrenör karşıladı. Sormadı "daha önce yaptın mı?" Sadece eldiveni gösterdi, nasıl giyileceğini anlattı ve çuvala bizi bıraktı. Vur, gör, ne hissediyorsun. Bu yaklaşım işe yaradı bende. Boks başlangıcında teknik basite alınmamalı. İlk haftalar duruş öğreniyorsun, nereye basmak, nasıl dönmek. Bir yumruk bir kasın işi değil, bütün bedenin. Kalçadan geliyor, dönerek gidiyor, nereye çarptığında ne oluyor. Bunu anlamak zaman aldı. Birinci ayın sonunda fark ettim: stres bu salonda kalıyor. Ofiste zor bir gün geçirdim, akşam eldiveni giyip çuvala vurdum, soyunma odasından farklı biri olarak çıktım. Bu tesadüf değil, fiziksel yoğunluk gerginliği bu şekilde tahliye ediyor. Korkularım gerçekleşti mi? Kendimi berbat hissettim, evet. Ama gülmedi kimse. Çünkü herkes başlangıç yaşadı. Boks salonunda hiyerarşi düşük, herkes birbirine yardım ediyor. Alty ay sonra kilo kaybettim, ama asıl değişim omuzlarımda. Gerginlik gitti. Boks başlangıcında spor yapmak için girdim, psikolojik boşalma için devam ediyorum.