Sanat eleştirisi deneyimi içinde en çok zihnimde kalan hocamın sessizliğidir. Tabloya baktı, bir şey söylemedi ve geçti. O sessizlik onlarca eleştirel cümleden daha ağır hissettirdi. Sanat eleştirisi deneyimini değerlendirmek zamanla öğrendiğim bir şey. O günkü tablom benim için önemliydi; üzerinde ciddi vakit geçirmiştim, teknik sorunları çözmeye çalışmıştım. Hoca grupla tüm çalışmaları dolaştı; her birine bir şeyler söyledi. Bana geldiğinde durdu, baktı, devam etti. O an ne düşündüm? Önce "hiçbir şey bulamadı" diye kendimi avutmaya çalıştım. Sonra "söyleyecek kadar iyi bir şey yok" diye düşündüm. Dersin sonunda sormaya karar verdim. "Tabloma neden yorum yapmadınız?" dedim. Hoca güldü. "Bazen susuyorum çünkü söz ekleyecek değil, düşünceni bozmak istemiyorum. O tablo içinde bir şeyler arıyor, bırakın arasın" dedi. O cevap sanat eleştirisi deneyimine bakışımı değiştirdi. Eleştiri her zaman söz gerektirmez. Bazen bir bakış, bazen sessizlik, bazen tek kelime daha çok şey taşır. Ve her sessizlik olumsuz değil. O günden öğrendiklerim: Sanat eleştirisi almayı istemek cesaret ister. Ama eleştiriyi doğru okumak da ayrı bir beceri. Eleştirmen ne söylüyor kadar ne söylemiyor da önemli. Ve sorularınızı sormaktan çekinmeyin; net olmayan bir geri bildirim değersizdir.