Gönüllü ekip çatışması yaşayacağımı düşünmemiştim. Herkes iyi niyetliydi, ortak amaçtı, ne çatışması olabilirdi ki? Çok yanıldım. Gönüllü ekip çatışması benim katıldığım çevre temizliği projesinde çıktı. Ekip yedi kişiydi. Birkaç kişi projenin nasıl duyurulacağı konusunda anlaşmazlığa düştü. Biri 'sosyal medya duyurusu gerekmez, gürültücülük' dedi; diğeri 'duyurmadan insana ulaşamayız' dedi. Tartışma kişiselleşti. O tartışmada benim hatam susmaktı. Hem haklı bulduğum taraf vardı hem de çatışmayı yönetecek rolü almak istemedim. Bir hafta sonra ikisi de projeye küs gelmedi. Ekip koordinatörümüz harika bir şey yaptı: her iki kişiyi ayrı ayrı dinledi, sonra ikisiyle birlikte toplandı ve tartışmayı 'ne düşündüğünüzden' değil 'neyi başarmak istediğinizden' başlattı. Amaç aynıydı; yöntem farklıydı. Bunu fark edince gerginlik eridi. Gönüllü ekip çatışması deneyimi bana şunu öğretti: gönüllü olmak iyi niyet gerektiriyor ama iyi niyet çatışmayı ortadan kaldırmıyor. Farklı insanlar farklı çalışma tarzlarına sahip ve bunu kabul etmek ilk adım. İkincisi: çatışmayı erken ele almak, birikimine izin vermekten çok daha az hasar yaratıyor.