Hukuki çeviri riskleri, yanlış bir kelimenin bir sözleşmeyi geçersiz kılabildiği, bir maddenin farklı yorumlanmasına yol açabildiği ya da bir tarafı haksız yükümlülük altına sokabildiği bir alandır. Bu riskleri ciddiye almayan işletmeler ve bireyler, sonradan telafisi güç bedeller öder. Hukuki metinlerde her kelimenin yerleşmiş bir anlamı vardır. "Shall" ve "may" arasındaki fark İngilizce hukukta zorunluluk ile ihtiyariyet arasındaki çizgidir. Bu iki kelimeyi Türkçeye aynı şekilde çeviren bir metin, taraflar arasında köklü bir yorum anlaşmazlığına zemin hazırlar. Hukuki çeviri riskleri işte bu tür nüansların gözden kaçmasıyla başlar. Bir diğer kritik sorun, kaynak ve hedef hukuk sistemlerinin terminoloji uyumsuzluğudur. Anglosakson hukukundaki bir kavramın Türk hukuk sisteminde birebir karşılığı olmayabilir. Bu durumda çevirmenin hukuki bilgisi devreye girmelidir; değilse, yüzeysel bir karşılık ciddi anlam kaymasına yol açar. Common law'daki "trust" kavramının Türkçeye "güven" olarak çevrilmesi tam da bu türden bir yanılsamadır. Sektörde yaygın olan düşük fiyatlı hukuki çeviri hizmetleri de hukuki çeviri risklerini artıran bir faktördür. Hukuki çeviri, yalnızca iki dili bilen birinin yapabileceği bir iş değildir; hukuk eğitimi almış ya da hukuki terminolojide uzmanlaşmış bir çevirmen gerektirir. Bu uzmanlığın maliyeti, hukuki risk maliyetiyle kıyaslandığında her zaman daha düşük kalır. Noterce onaylatma, geri çeviri yaptırma ve ikinci bir uzman gözünden geçirme adımları, hukuki metinlerde minimum güvence olarak değerlendirilmelidir. Ucuz çeviride gizli olan maliyet, çoğu zaman mahkeme salonlarında ortaya çıkar.