Japonca öğrenme süreci benim için hayatımın en zorlu dil macerası oldu. Başlarken ne beklediğimi sorsanız: "Zor ama ilginç olur" derdim. Gerçekte yaşadığım çok farklıydı. Alfabe şokuyla başladım. Üç farklı alfabe. Sadece biri Latin'e benziyor. Diğer ikisi tamamen yabancı. İlk ay sadece alfabeleri öğrenmekle geçti. Japonca öğrenme sürecinin ikinci şoku kelimelerdi. Kelimeler ezberlenmiyor, bağlamla öğrenilmesi gerekiyor. Sözlük çalışması bende işe yaramadı. Cümlelerle, diyaloglarla giriyor akla. Üçüncü ve beklenmedik şok: saygı dili. Japonca'da kime konuştuğunuza göre fiiller değişiyor. Üstünüze, eşinize, altınıza farklı biçimler var. Bunu bilmeden konuşmak hem yanlış hem kaba. Japonca öğrenme sürecinde en çok ne öğrendi beni? Dil öğrenmenin bir matematik problemi değil, kültüre giriş olduğu. Japonca'yı öğrenmek Japon kültürünü anlamadan mümkün değil. Bir yıl sonra temel konuşmalar yapabiliyordum. Dizileri biraz anlıyordum. Tam anlamıyla değil, ama bir şeyler. O süreç sabır, düzensiz ilerleme ve çok fazla hata içerdi. Her yanlış cümle bir öğrendi. Japonca öğrenme sürecinin en değerli dersi buydu: dil öğrenmek mükemmeliyetçilikle gitmez.