Periyodik tablo öğrenme maceram ezberciliğin körlüğünü bana net biçimde gösterdi. Lise kimyasında periyodik tabloyu ezberlemek zorundaydık. Semboller, atom numaraları, sıralar. Sınav için gerekli olan her şeyi belleme tekniğiyle aklıma kazıdım. Geçtim de. Ama birkaç ay sonra çoğu unutulmuştu. Periyodik tablo öğrenme sürecinde bir şeyi fark etmem yıllarımı aldı: tablo bir liste değil, bir harita. Elementlerin yerleşimi tesadüf değil, elektron konfigürasyonunu yansıtıyor. Aynı grubun elementlerinin benzer kimyasal davranışlar sergilediğini gördüğümde tablo anlamlı olmaya başladı. Neden alkali metaller hepsı su ile tepkimeye giriyor? Çünkü en dışta tek elektron var, vermeye hazır. Neden soy gazlar tepkimeye girmiyor? Çünkü en dış kabuğu tam dolu. Periyodik tablo öğrenme sürecinde benim için kilit değişim şu oldu: sembolleri değil kalıpları öğrenmeye başladım. Atom numarası 1'den 18'e kadar olan elementleri bir kez anlayan kişi, 19'dan sonrasını mantıkla türetebilir. Tam ezber gerekmez. Birkaç elementin hikâyesini öğrenmek de çok yardımcı oldu. Neden Demir'in sembolü Fe? Latince Ferrum'dan geliyor. Neden Altın Au? Aurum. Bu küçük hikâyeler sembolleri yapıştırdı zihnime. Bugün periyodik tablo öğrenme konusunda birilerini yönlendirirken şunu söylüyorum: sembol listesini ezberleme. Önce neden bu düzenin böyle işlediğini anla. Kalıplar oturursa semboller de oturur. Aksi hâlde defalarca ezberleyip defalarca unutursun.