STK yönetim kurulu liyakat meselesi, sivil toplum dünyasının dışarıdan nadiren görünür olan yapısal bir sorununu gündeme taşır. Gönüllülük ve kamu yararı üzerine kurulu bu kuruluşlarda yönetim kademelerine gidiş yolunun çoğunlukla uzmanlıktan değil ilişki ağından geçmesi, misyon ile pratik arasındaki çelişkiyi derinleştirir. STK yönetim kurulu liyakat sorununu besleyen ilk etken alan sınırılığıdır. Sivil toplum sektöründe karar alıcı pozisyonlar belirli bir ağın içinde dolaşır. Kimin kim olduğu; hangi konferanslarda kimin konuştuğu, kiminle aynı masada oturulduğu ile tanımlanır. Bağımsız uzman birikimi bu dinamiğin gölgesinde kalır. Kurullardaki homojenlik de STK yönetim kurulu liyakat tartışmasının ayrılmaz parçasıdır. Birbirine benzer sosyal arka planlara sahip, aynı kurumlardan gelen ve benzer bakış açısını paylaşan bireylerden oluşan yönetim kurulları, temsil ettikleri toplulukların gerçek çeşitliliğini yansıtmaktan uzak kalır. Bu homojenlik stratejik kör noktalara yol açar. Öte yandan liyakat sorgusunu adil bir şekilde sürdürmek için bir çekince de paylaşılmalıdır: Sektörde ücretlerin düşük tutulması, nitelikli adayların profesyonel kariyer olarak STK'ları tercih etmesini zorlaştırmaktadır. Bu yapısal kısıt, kurulların ilişki ağına yaslanmasında kısmen belirleyicidir. STK yönetim kurulu liyakat kriterlerini güçlendirmek için bağımsız ön değerlendirme süreçleri, açık ilan ve şeffaf seçim kriterleri zorunlu hale getirilmelidir. Hesap verebilirlik olmadan misyon saf kalmaz.