Bağışçı koşulu STK bağımsızlığı meselesi, sivil toplum alanının en hassas ve en az konuşulan gerilimlerinden birini oluşturuyor. Bir kuruluşun dış finansmana bağımlı hale gelmesi, zamanla o kuruluşun misyonunu, önceliklerini ve hatta söylemini şekillendirebilir. Bağışçı koşulu STK bağımsızlığını nasıl aşındırır? İlk mekanizma konu kısıtlamalarıdır. Bir bağış belirli bir konuya tahsis edildiğinde, STK bu alanda kaynak yoğunlaştırmak zorunda kalır. Bu konu kuruluşun asıl önceliğiyle örtüşmeyebilir; ama bütçe baskısı gündemi yeniden şekillendirir. İkinci mekanizma raporlama ve görünürlük talepleridir. Büyük kurumsal bağışçılar çoğunlukla marka görünürlüğü, logo kullanımı ve kamuoyu iletişiminde bağışçıyı öne çıkarma talep eder. Bu talepler karşılandığında STK, bağımsız bir sivil aktörden kurumsal bir sponsorun misyon aracına dönüşebilir. Bağışçı koşulu STK bağımsızlığı tartışmasının üçüncü boyutu ise konuların hassasiyetiyle ilgilidir. Siyasi açıdan tartışmalı bir meseleye müdahil olan STK, kurumsal bağışçıların bu tutumdan rahatsız olması durumunda finansmanını yitirme riskiyle karşılaşır. Sessizliğin bedeli bağış; sesin bedeli bütçe kesintisidir. Bu gerilimi tamamen çözmek mümkün değil; ama STK'ların finansman kaynaklarını çeşitlendirmesi, bireysel bağışçı tabanını güçlendirmesi ve bağış koşullarını kamuoyuyla paylaşması kurumsal şeffaflık ve bağımsızlık açısından kritik adımlardır.