Evrenin en küçük yapı taşlarını ve aralarındaki kuvvetleri açıklamaya çalışan iki farklı teorik çerçeve var. Standart model sicim teorisi parçacık fiziği alanındaki bu iki yaklaşımın statüsü birbirinden köklü biçimde farklıdır. Standart model, 20. yüzyılın ikinci yarısında geliştirilen ve bugüne kadar deneysel olarak en kapsamlı biçimde doğrulanan fizik teorisidir. Kuarkları, leptonları ve kuvvet taşıyan bozonları bir çerçevede toplar; elektromanyetizma, zayıf kuvvet ve güçlü kuvvet bu modelin kapsamındadır. Higgs bozonu 2012'de doğrulandığında modelin son yapı taşı da yerleşmiş oldu. Standart model sicim teorisi parçacık fiziği karşılaştırmasında standart modelin temel zayıflığı yerçekimini kapsamamasıdır. Gravitasyonu diğer üç temel kuvvetle aynı çerçevede açıklamak mümkün olmamıştır. Bunun yanı sıra karanlık madde ve karanlık enerjiye dair açıklama da modelin dışında kalır. Sicim teorisi bu boşlukları doldurmayı amaçlar. Nokta parçacıklar yerine tek boyutlu titreşen ipler (sicimler) temel birim olarak alınır; farklı titreşim modları farklı parçacıkları temsil eder. Teorik olarak tüm kuvvetleri birleştiren matematiksel bir çerçeve sunar ve yerçekimini de kapsar. Ancak standart model sicim teorisi parçacık fiziği karşılaştırmasının kritik noktası deneysel durumdur. Standart model sayısız deneyle doğrulanmıştır; sicim teorisinin ise şu ana kadar deneysel olarak test edilebilen hiçbir özgün öngörüsü doğrulanmamıştır. Bu durum sicim teorisini fizik mi yoksa matematik mi sorusunu gündeme taşır. Sicim teorisi ayrıca yalnızca bir teori değildir; teoriler ailesidir. 10^500 mertebesinde farklı çözüm uzayına (landscape) sahip olması, özgün öngörü üretmeyi son derece güçleştirir. İki yaklaşımı rakip olarak değil, farklı statülerde görmek daha doğrudur: standart model işleyen ve doğrulanan bir teoridir; sicim teorisi henüz spekülatif ama matematiksel açıdan verimli bir çerçevedir. Parçacık fiziğinin sınırlarını zorlamak isteyenler için her ikisi de zorunlu bilinçtir.